Zaytung’un Yozgat’ı, Yozgat’ın gerçeği

0

YOZGAT BLUES
‘Pek bir şey yaşanmadığı için felaket de yaşanmayan Yozgat, en yaşanabilir şehirler sıralamasında yükselmeye devam ediyor’.
‘Tarihinde ilk kez göç alan Yozgat, Suriyelileri sevinç gösteriyle karşıladı’.
‘En mutlu iller sıralamasında ilk sırada yer alan Yozgat’ta son iki yıldır şebeke suyuna anti-depresan karıştırıldığı ortaya çıktı’.

‘İlk şehir hastanesinin Yozgat’a yapılması, Yozgat’ın şehir olduğu iddialarını tekrar gündeme taşıdı’.
Liste uzayıp gidiyor… Bunlar, mizah amaçlı kurgu haber sitesi Zaytung’un Yozgat’la ilgili haberlerinden sadece bir kaçı.
Zaytung’un Yozgat’a ilgisi malum. Ama bu ilgi karşılıksız da değil.
‘Zaytung haberleriyle en azından gündeme geliyoruz’
Yozgat’ta üniversite sınavlarına hazırlanan bir genç bana, anti-depresan haberinden sonra bunun doğru olup olmadığı için belediyeyi arayanlara rastladığını söylüyor.
Bu haber, arkadaşları arasında da espri konusu olmuş. Dershanedeki arkadaşları çeşmeden su doldurup “Bugün kendimi biraz depresif hissediyorum biraz şebeke suyu içeyim’ diyorlarmış.
Yozgat’ta bulunduğum süre içinde konuştuğum onlarca kişiden çoğu Zaytung’dan haberdar çıktı.
Sadece bir genç, haberlerin çok ağrına gittiğini söyledi. Birçok kişi ise bunların komik olduğunu, kendilerinin de güldüğünü, örneklerle anlattı.
En çarpıcı yorumlar ise yine birçok kişiden gelen şu cümleler oldu: “Şaka haberlerle de olsa, en azından gündeme geliyoruz”.
Bu, gülümsemeyi seven Yozgatlıların burukluğunu, hüznünü de yansıtıyor.

Yozgat’ın geriden gelişinin tarihi
Yozgat’ta kent meselelerini konuşmaya başladığınızda özellikle üst kuşaklar genelde konuyu, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Çapanoğlu isyanına kadar götürüyor.
Kentteki birçok kişinin algısına göre, bu isyan nedeniyle yaşanan yanlış anlaşılmalar sonucu, ilerleyen yıllarda CHP Yozgat’a özen göstermedi.
Tarihi gerçekler bir yana, Yozgat’taki algı bu yönde.
Yozgat sonrasında, 1950’den itibaren hep sağ iktidarları desteklemiş.
Kent milliyetçi-muhafazakârlığın Türkiye’de en güçlü olduğu yerlerden biri.
Dahası Yozgat, bugüne kadar hükümet partilerine milletvekilleri, bakanlar, danışmanlar gönderen bir kent olmuş.
Son yıllarda ise kent AKP’ye büyük destek sunuyor.
Ancak Yozgat, çevre illere kıyasla hâlâ sosyoekonomik olarak en az gelişmiş yerlerden.
Son dönemlere bakıldığında, kentteki bira fabrikasının kapanmasının önemli yaralardan biri olduğunu anlatan çok.
Bira fabrikası
Kentte 1966 yılında temeli atılan 1972 yılında açılan ve yüzlerce işçiyi itihdam eden Tekel Bira Fabrikası yıllarca kentin hem ekonomik hem de sosyal yaşamına önemli katkı sağlamış.
Tekel’in içki bölümünün özelleştirilmesi ardından, bir dönem Yozgat birası adlı birayı dahi üreten fabrika 2004’te tamamen kapatılmış.
Muhafazakâr bir kent olmasına rağmen birçok Yozgatlı, bira fabrikasını özlemle hatırlıyor.
Üst kuşaktan bir Yozgatlı bira fabrikasıyla ilgili konuşurken gülümseyerek, “Fabrikada mescid de vardı, çoğu kişi namazında niyazındaydı, ama aramızda bira içen de olurdu” diyor.
Özelleştirmeden sonra tamamen yıkılan fabrikanın yerinde bugün Novada adlı bir AVM ve yeni konutlar yükseliyor.

‘Yeşil sermaye’ YİMPAŞ
1982 yılında Yozgatlı bir grup girişimci, Yimpaş’ı (Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Anonim Şirketi Holding) kurmuş.
Yimpaş’ın sermayesinde Avrupa’daki gurbetçilerden kâr payı vaadiyle toplanan paralar bulunuyordu.
‘Yeşil sermaye’ kategorisinde tanımlanan Yimpaş, 1990’larda bünyesinde birçok sektörü barındıran bir kuruluşa dönüşmüş.
Bir dönem Kanal 7’nin en büyük hissedarı olmuş, süpermarketleri Türkiye’nin dört yanına yayılmış.
2000’lerin başında Yimpaş Türkiye’nin en büyük ilk 50 şirketi arasında yerini alıyor.
Ancak 2002 ardından şirket çöküşe geçiyor.
Son yıllarda kendilerine Yimpaşzede diyen ve dolandırıldıklarını söyleyen binlerce kişi hâlâ hakkını arıyor.
Eski bir YİMPAŞ çalışanı bu deneyimden sonra artık yurtdışındaki Yozgatlıların, paralarını Yozgat’a da fayda edecek şekilde değerlendirmeye yanaşmadığını söylüyor. Eski YİMPAŞ çalışanına göre işin en kötü kısmı da bu.
Galatasaray’ı yenen Yozgatspor’dan amatör lige
Yimpaş’ın şaşalı döneminde şirketin Yozgatspor’a desteğiyle kulübün, Süper Lig’e yükselmesi kentte bugün, çok uzaklarda kalmış bir efsane şeklinde anlatılıyor.
Süper Lig maçlarını takip etmek bir dönem Yozgatlılar için en büyük sosyal aktivite olmuş.
Hemen hemen herkesin maçlarla ilgili bir anısı var kentte.
Bir Yozgatlı bana, “2001’den Yozgatspor’un Galatasaray’ı yendiği bir maç vardı” derken gözleri parlıyor.
Yimpaş’ın düşüşüyle Yozgatspor da düşüşe geçmiş.
İsminin önündeki Yimpaş atılmış olan Yozgatspor bugün bölgesel amatör ligde mücadele ediyor.
Bir hüzünlü hikaye daha…
Göç yolları ve asker-polis cenazeleri
Yıllardır süren geri kalmışlık durumu, Yozgatlı’ya bugün göçten başka çare bırakmamış durumda.
“Sıkıntı yok, Ankara’nın yarısı Yozgat. Orası artık bizim memleket” diyor konuştuğumuz bir genç gülerek.
Bir yaşlı esnaf ise “En büyük korkum yarın nüfusun iyice düşmesi ve bizi başka kente bağlamaları” diyor.
İşsiz gençlerin bir bölümü uzman çavuş veya polis olmayı da bir kurtuluş olarak görüyor kentte.
Bu yüzden, Doğu ve Güneydoğu’dan kente gelen Türk bayrağına sarılı asker ve polis cenazelerinin sayısı birçok kente göre yüksek.
Üniversiteye gitmeyen ya da gidemeyen, çalışmayan ya da çalışamayan genç kadınların arasında da liseden hemen sonra evliliğin bir kurtuluş olarak görüldüğü görüşü yaygın kentte.
1+1 ve 2+1 evlerin popülerliği
2006’da Bozok Üniversitesi’nin kurulmasını takiben, son yıllarda Yozgat’ın merkezinde çok sayıda kafe açılmış.
Şehrin kalbi Lise caddesinde, bir yanda İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı, Milli Türk Talebe Birliği, Erbakan Vakfı, Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı, Ülkü Ocakları gibi kurumların tabelaları var bir yandan modern kafelerin.
Bir esnaf bana, Yozgat’ı bugün ayakta tutanın, memurlar ve üniversite öğrencileri olduğunu söylüyor.
Ama memurların bir bölümünün kente ailesini getirmediğini de ekliyor, hem gülerek hem iç geçirerek.
Bu yüzden 2+1 ve 1+1 evlerin son derece popüler olduğunu, çalışanların ailelerini Ankara gibi kentlerde bırakıp hafta sonu gidip geldiğini belirtiyor.
Bozok Üniversitesi’nden bir akademisyenin bana anlattıkları da bununla uyuşuyor.
Akademisyen, kentte sosyal ve kültürel hayat canlı olmadığı için daha çok ev ile okul arasında yaşadığını, haftasonları da sık sık Ankara’ya gittiğini beliritiyor.
Evet sosyal ve kültürel hayat, ağırlıklı olarak Çamlık denilen ormanlık alanda mangal yapmak ve yeni açılan kafelerde oturmak üzerine kurulu.
Bir avuç kent sakinin kültürel yaşamı canlandırmaya yönelik niyet ve girişimleri ise ahaliden büyük destek görmemiş gibi gözüküyor.
Tren gelecek ama…
Kentte son dönemde bir Şehir Hastanesi kurulmuş.
Birçok Yozgatlı ise asıl olarak umudunu, kentten geçecek hızlı tren inşaatının bitmesine ve söz verilen havaalanının inşaatının başlamasına bağlamış durumda.
Ancak bu konuda kaygısı olanlar da var. Bir esnaf bana, tren istasyonunun kent merkezinde olmayacağını, memurların artık Ankara’dan işe gelip gitmeye başlayacağından korktuğunu söylüyor.
Üniversiteye hazırlanan bir öğrenci ise, “İnsan olmayan yerde havaalanına ihtiyaç yok. Bize sanayi lazım” diye konuşuyor.
Birçok kişiye göreyse bu projeler, ne olursa olsun kentte canlılığı artıracak.
O ünlü taşra hüznü, taşra sıkıntısı Yozgat’ta birçok kente göre daha baskın.
Kentteki kapalı alanlarda çekilmesine rağmen bir Yozgat filmi olan Yozgat Blues’da çalınan eski Fransız şarkılarındaki hüzün gibi…
Durumu çok iyi olan bir esnaf dahi “Gideceğim buralardan, bu mekanı devredeceğim” diyor.
“Durumunuz iyi siz neden gidiyorsunuz?” diye sorunca, “Bir kentte hiçbir şey mi olmaz? Bir AVM yapıldı o da bir tur atınca bitiyor. Zaten geçen gün bir mağazaya uğradım, sahibi ‘akşamı eksiyle kapattım’ dedi. Hiç siftah yapamamış, bir kişi aldığı ürünü geri getirince eksi 50 TL’yle günü kapamış” diyor.
Esnaf, “Kimseyi suçlamayalım bak, hatanın çoğu da bizde. Bir proje üretsek yardım alırız aslında ama üretmiyoruz. Herkes belediyede bir taşeron işe gireyim de gerisi önemli değil kafasında. Bir şey yapmak isteyenin de önünü lafla, sözle biz kesiyoruz” diyor.
‘İktidara buruk destek’
Peki bu geriye düşmüşlük nasıl aşılacak?
Beklenti iktidardan. Bir kişi bana AKP’ye desteğini açıklarken “Buruk destek” tabirini kullanıyor.
Yozgat’ta yoğun bir Erdoğan sevgisi ve AKP desteği var. İç muhabbetlerde sitemler de gizlenmiyor: “Bu kadar desteğimize rağmen daha fazla ilgiyi hak etmiyor muyuz?”
Bir AKP seçmeni bunun süreceği kanısında: “AKP’yi destekleyerek oyun içinde kalıyoruz. Oyundan çıkarsak olmaz”.
Az sayıdaki AKP muhaliflerinden biri ise “AKP nasılsa buradan destek geliyor diye buraya önem vermiyor, bu destek bitmezse hiçbir şey değişmez” diye sitem ediyor.
Bozok Platosu’ndaki bu şehir makus talihini nasıl yenecek?
On yıllardır sorulan bu soru, içinden hüzün geçen bu kentte sorulmaya devam edecek gibi görünüyor.

Mahmut  Hamsici

BBC Türkçe

 

 

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply

Ücretsiz Wordpress Temaları